Atlas Arslan

Rıza Tamer’den Sonra

Rıza Tamer’den Sonra
Rıza Tamer öldü.

Birçok tanınmış ismin ardından olduğu gibi, vefatının ardından da türlü rivayetler dolaştı. Nasıl gittiği, hangi bağımlılıklarla mücadele ettiği, hangi karanlıkla boğuştuğu konuşuldu. Ölümün etrafında her vakit böyle bir kalabalık oluşur; insan gider, söylenti kalır.

Sebebi ne olursa olsun, bugün geriye geniş kitlelerin hafızasında onu tanıdığımız tek şarkı kaldı: “Benden Sonra

Peki Rıza Tamer’den sonra bu şarkıya yeniden baktığımızda ne görüyoruz? Neden bu kadar parladı? Neden milyonlarca kez tıklandı? Neden dilden dile dolaştı, sokaktan ekrana taşındı?

Çünkü “Benden Sonra”, zannedildiği gibi yalnız bir ayrılık şarkısı değildir. İçinde aşk kadar hırs, özlem kadar öfke, sevda kadar bağlılık taşıyan bir itiraftır. Hatta belki en çok da bağımlılığın sesidir.

Rıza Tamer, bir kaldırım kenarında söylediği bu şarkıyla milyonların ekranına düştü. Sosyal medyada yayıldı; milyonlara ulaştı. Ardından kapılar açıldı, düetler geldi, sahneler kuruldu. Lâkin halkın sevdiği çoğu zaman yalnız ses değildir; hikâyedir. Yırtık deri ceket, eski gitar, kırgın bakış, dünyaya küsmüş bir tavır… Bizim memlekette yara, çoğu zaman vakar sanılır. Kanayan kalp, sadakatin nişanı gibi görülür. İyileşmiş insan değil, hâlâ sızlayan insan alkışlanır.

“Benden Sonra” ilk dinleyişte bir ayrılık şarkısı gibi durur. Oysa dikkatle kulak verildiğinde bu metin, sevdanın değil; incinmiş nefsin monoloğudur.

Sonunda kalp nakli de yaptılar sana…”

Ne sert, ne sitemkâr bir giriş. Burada karşı tarafın iyileşmesine dahi içerleme vardır. Sensiz toparlanmasına, yeni bir hayata yürümesine duyulan hiddet… Zira bazı gönüller terk edilmeye değil, kendileri olmadan da hayatın devam etmesine tahammül edemez.

“Ne oldu beni gözü gibi seven o kadına?”

Mazideki muhabbet, bugünün borcu gibi hatırlatılır. Hâlbuki bir zaman sevmiş olmak, ebediyen aynı yerde kalmak demek değildir. Sevgi akar, şekil değiştirir, bazen söner, bazen biter.
 
“Çağırsan gelirim / Anla be, seninim…”
 
İşte şarkının en çıplak menzili burasıdır. Bütün öfkenin altından bağlılık çıkar. İsyan eden sesin içinde hâlâ kapıya koşacak bir çocuk saklıdır. Gurur başka konuşur, mahrumiyet başka. Dil hesap sorar, kalp geri dönmek ister.
 
Ve o meşhur mısra:
 
“Yıldız yatağından kalkar bu aşkı duysa.”
 
Birçok kişi bu sözü semânın sarsılması, yıldızların yerinden oynaması, âlemin bu sevdaya şahit kesilmesi gibi duydu. Dinleyen, kendi göğünü kurdu o cümlede. Sonradan öğrenildi ki buradaki “Yıldız”, eski eşinin hayatındaki vefat etmiş bir yakının adıydı. Yani kozmik bir mecazdan ziyade şahsî bir göndermeydi.
 
Lâkin sanatın sırrı da budur. Söylenen şey ile duyulan şey çoğu zaman bir değildir. Dar bir hatıra, dinleyenin kalbinde kâinat kadar genişleyebilir. Biz kendi boşluğumuzu, kendi yıldızımızı, kendi gecemizi yerleştiririz şarkı sözlerinin içine.
 
Şarkının geri kalanı da aynı ruh hâlini taşır:
 
“Benden sonra kimse değerini biçemez.”
“O tozlu yolları tek başına geçemez.”
 
Bunlar sevginin değil, sahiplenmenin cümleleridir. “Seni en iyi ben bildim, bensiz eksik kalırsın” vehmidir. Terk edilen kişinin en eski tesellisi budur. Çünkü “Ben olmadan da mesut olabilir” fikri, yaralı gurura ağır gelir.
 
Rıza Tamer milyonlara bu yüzden değdi. Zira pek çok insan sevgiliye değil, sevgilide kaybettiği kendine bağlıdır. Bazıları giden kişiyi değil, onun yanında hissettiği merkezi özler. Sonra buna büyük aşk denir. Hâlbuki çoğu zaman mesele yalnızca kendine dönememektir.
 
Bizim cemiyetimiz acıyı tutkuyla karıştırmaya meyyaldir. Beklemeyi sevgi, tükenmeyi sadakat, vazgeçememeyi kader sanır. Rıza Tamer’in sesi de tam burada yankı buldu: cilalı bir vokal gibi değil, açıkta kalmış bir sinir ucu gibi.
 
Olgun sevgi ise başka lisanda konuşur:
 
Benden sonra da yaşarsın.
Benden sonra da gülebilirsin.
Benden sonra da biri seni sevebilir.
Ve ben buna rağmen seni sevmiş sayılırım.
 
Belki de en büyük matem, bir insanın ölümü değil; insanın kendine bu kadar geç kavuşmasıdır.
 
Ve yıldızları yatağından kaldıran şey her daim aşk değildir.
Bazen insanın içindeki eksikliktir.
Hakikî sevgi ise göğü sarsmaz.
İnsanın içindeki fırtınayı usulca dindirir
Tüm Hakları Saklıdır: 2018
Web Tasarım