Atlas Arslan

“Kadın ve Benlik Saygısı”: BENİM BEDENİM, BENİM DANSIM

“Kadın ve Benlik Saygısı”: BENİM BEDENİM, BENİM DANSIM Ankara’da Uçan Süpürge ile Dr. Ayşe Şule Çağlar’ın düzenlediği ‘KADIN VE BENLİK SAYGISI: BENİM BEDENİM, BENİM DANSIM” gelişim ve dönüşüm atölye çalışmaları düzenlendi.

Biyolojik cinsiyetimiz kaderimiz olmasın

Atölye çalışması sonrasında Çağlar’la kadınların benlik saygısı, vücut imajı, bedenleriyle tanışma, onun sesini duyma-dilini anlama ve benlik değerleri üzerine konuştuk.

Dr. Çağlar’ın birçok ülkede Kadın Hakları ve Feminist Psikoterapiler üzerine yaptığı çalışmaları Türkiye’de de Benlik ve Saygı Atölyesi’yle kadınlarla buluşuyor. Düzenlediği atölyeler talep üzerine farklı şehirlerde gerçekleşiyor.

Doktora üstü çalışmalarını Londra Feminist Terapi merkezinde gerçekleştiren Dr. Çağlar, uzun yıllar Birleşmiş Milletlerde çalışmış ve Afrika, Asya, Avrupa ülkelerinde çocuk işçiliği, eğitim ve toplumsal cinsiyet çalışmaları yaptı. “Ömür Boyu Öğrenme” kavramına inanarak kendisini geliştirmek, güçlenmek ve yenilemek amacıyla dans terapi programına öğrenci olarak başladı.

“Benlik saygısı, kişinin kendisini değerlendirmesi ve kendisinden memnun olup olmaması sonucu oluşan öznel bir olgudur” diyen Çağlar şunları söyledi:

“ Dünya Sağlık Örgütü araştırmaları bize kadınların erkeklere göre benlik saygılarının daha düşük olduğunu gösteriyor. Kadını güçsüzleştiren ve onu erkelere göre ikincil yapan bir toplumda büyüdük. Bir çok kadın kendini duygusal olarak beslemede zorlanıyor. Kendimizi beslemiyoruz.

Toplumsal cinsiyet rolleri biz kadınlara yaşamımızdaki pek çok insana karşı fedakâr, verici, saygılı, merhametli, şefkatli ve destekleyici olmayı öğretirken, kendi istek ve ihtiyaçlarımızı dizginlemeyi ve gereksinimlerimizi ikinci plana atmayı da öğretmiştir. Hep başkalarını memnun etmeye ve herkes için 'her şey' olmaya çalışırken, yaratıcı enerjimizi tüketir, kadınsı içgüdüsel ruhumuzun, ateşli yanını yok eden katı kalıplara takılır kalırız. Başkalarını mutlu etmek için, doğal olmayan ritimlere bürünür, duygularımızı bastırır ve engelleriz.”

Dans ve Feminist Terapi

Dans ve hareket Feminist Terapinin en önemli araçlarından biri olduğunu dile getiren Çağlar:

“ Dans ve Harekette amaç, bir kişinin gelişmesini engelleyen kalıplar içinden hareket yoluyla çıkması ve kişinin potansiyelinin en üst düzeyde kullanmasıdır.

 Dans, gerçekleştirilmesi gereken bir egzersiz değil, bir kişinin duygu ve enerjisinin ifadesi ve içeriden bir şeyleri dışa vurma arzusudur. Kadınlarında sözel olarak ifade edemedikleri duygu ve yaşantılarını dans ve hareket ile anlatmalarını çok önemsiyorum. Yaşamlarının dansını ancak vücutlarını harekete geçirdiklerinde ve vücut duygu zihin bütünlüğünü sağladıklarında gerçekleştirebilecekler. Kendi benzersiz danslarını keşfetmeleri benlik saygılarını yükseltecektir.”

Dansın kadınlara enerji verdiğini belirten Çağlar, atölye çalışmalarımı kadın ve benlik saygısını feminist açıdan ele alıp dans ve hareketle birleştirerek yaptığını anlattı.

“Dans onlara bir enerji veriyor, hem de vücudunda dizginlediği sakladığı duyguları ortaya çıkararak iç kaynaklarını harekete geçiriyor. Bütün bu çalışmaların amacı da zaten o iç kaynaklara ulaşmak ve onu harekete geçirmek. Yani içimizdeki cevhere mücevher yapabilmeyi öğretmektir oluyor.”

“Klinik ezberlerle kadın hareketi ilerleyemiyor”

Atölye çalışmalarını taleplere göre birçok ilde yapan Çağlar: “Bir grup kurup kadınlar bunu arzu ederse ben seve seve gelip eğitim veriyorum umarım ilerde de kendi merkezimi açmayı düşünüyorum” diyor.

Uçan Süpürge'yle ortak çalışmalarını Çağlar şöyle anlattı:

“Uçan Süpürge ile çalışmamın nedeni bir kadın örgütü olmasıdır. Türkiye’de gözlemlediğim kadarıyla birçok kadın kendi iç kaynaklarını tanımıyor. Yaşamlarının baş rolünde değiller. Kadınlar, kendileriyle barışık değilse kendilerini olduğu gibi kabul etmiyorsa, iç kaynaklarını harekete geçirememişse, vücuduyla rahat değilse başka kadınlara nasıl yardımcı olacak? Ben kadın hareketlerini çok önemsiyorum, bu hareketlere de aktif olarak çalışan kadınların da kendisiyle barışık, kendisiyle bütünleşmiş, benliğini bedenini kabul etmiş kadınlar olması lazım ki başka kadınlara dokunabilsinler.”

Dr. Şule Çağlar kim?

Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında, ABD’de Bilim uzmanlığı derecesi aldıktan sonra Hacettepe Üniversitesi’nde aynı alanda doktorasını tamamladı. Doktora sonrası çalışmalarını Londra Üniversitesi’nde “Kadın Hakları ve Feminist Psikoterapilerde yaptı. Aynı zamanda Londra Kadın Terapi Merkezi’nde çalışmalarına devam etti. ODTÜ’de bir yıl ders verdikten sonra Bilkent Üniversitesi PDR Merkezinde 7 yıl psikolojik danışman olarak çalıştı. Daha sonra Birleşmiş Milletlere geçerek uzun yıllar Avrupa, Afrika ve Asya da görev yaptı, projeler yürüttü. Son 3 yılda İstanbul, Hollanda ve İngiltere’de Dans ve Hareket Terapisi ve İngiltere'de cinsel terapi programlarına katılarak Sertifikalar aldı. .

Ulaşmak isteyenler için Dr. Ayşe Şule Çağlar’ın maili: aysesulecaglar@gmail.com
 
 
Tüm Hakları Saklıdır: 2018
Web Tasarım